Yüzyıllar boyunca kurucularının ismiyle anıldı. Kurucularının ismini onurlandırdı. Şehrin ilk kurucusu Megaralı Bizans ve şehri küllerinden yeniden inşa eden İmparator Kostantin. 

Yeniden dirilişini Türklerle yaşadı. Der-Saadet olarak anıldı. Saadetin Kapısı. Yüzyıllar boyunca mutluluğun, talihin, adaletin, umudun şehri oldu. Asitane idi. Yani devletin eşiği. Devletin eşiği yani ikbalin, yükselmenin, yücelmenin ve yönetimin eşiği. 

Halk konuşma dilinde başka bir isimle de andı onu. Eis ten polin (Yunancada “şehre doğru”) bu ifade dillerde Estanbul’a dönüştü. Sonunda arındı, kulağa en hoş gelecek şeklini aldı: İstanbul. Şehre doğru; şehre yani medeniyete, gelişmeye. 

İstanbul insanlığın tarihine şahit oldu. İnsanlığın hikâyesini yazdı. Medeniyetler doğurdu. Toplumların şefkatine sığındığı bir şehir oldu. Tarihi boyunca emanetini, varlığını korumayacaklara teslim etmedi. 

Amacımız İstanbul’un güzelliğine bir pencere açmak. Onun tarihi köklerini anlamak, köklerimize uzanmak. Amacımız bu güzellikten bir koku, bir renk sunmak. İstanbul’u yeniden hatırlamak. İstanbul’u hatırlamak yani kendimizi hatırlamak.

 

İÇİNDEKİLER

Giriş

İstanbul: Bütünleyen, Birleştiren Şehir

Zümrüt-ü Anka: Küllerinden Doğan Şehir

Kutsal Bilgi, Kutsal Barış

Suyun Medeniyete Dönüştüğü Şehir

Kuşa Dost, Ağaca Dost, Hayata Dost

İçinden Deniz Geçen Şehir

İnsanlığın İzleri, Medeniyetlerin Emaneti

Ahşap Evler, Ah Çeken Evler

Ölümle Barışık Şehir

Kültürlerin ve İnançların Harmanlandığı Şehir

Bir Başka Bakış

Son Söz: İstanbul’la Harman Olmak

Kaynakça